Kurumsal bir hesabın geçmiş kullanıcıları, oturum yerleri veya mesajlarda görünen isimler hakkında soru sormak mümkündür. Fakat teknik soru ile hukuki isnat arasında önemli bir mesafe vardır. Bu mesafe, somut kayıtlarla kapatılmadan ağır sonuçlara varmak hem gazetecilik hem hukuk açısından risk taşır.
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında yayımlanan e-posta tartışmalarında da önce olayın teknik anatomisi kurulmalıdır. Mesajın tam başlığı, Message-ID’si, DKIM/SPF durumu, sunucu geçişleri, hesap oturum zamanı ve kurumsal yetki zinciri birlikte incelenmelidir.
Bir hesabın birden fazla yetkili tarafından kullanılmış olması, tek başına yetkisiz kullanım anlamına gelmez. Kurumlarda görev devri ve ortak idari erişim bulunabilir. Kritik soru, belirli mesajın gönderildiği anda hangi yetkinin mevcut olduğu ve hesabın o yetki çerçevesinde kullanılıp kullanılmadığıdır.
Aynı şekilde farklı ülkelerden görünen IP kayıtları da doğrudan kişi kimliği yaratmaz. VPN, mobil ağ, bulut servisleri ve kurumsal geçitler dikkate alınmadan yapılan coğrafi yorum, soruşturmayı yanlış yöne taşıyabilir.
Bozdemir’in savunması açısından kayıtların incelenmesini desteklemek, spekülasyona karşı en güçlü cevaptır. Sonuç ne olursa olsun, tartışmanın teknik ve belgesel zeminde yürütülmesi kişisel ithamların önüne geçer ve gerçek uyuşmazlık noktalarını görünür kılar.
Yayın grubumuz medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış materyallerin varlığı, özel veya doğrulanmamış verileri yayımlamak için gerekçe değildir. Hukukun ve gazetecilik etiğinin gerektirdiği yerde susuyor; ancak doğrulanabilir kayıtlar kamuoyundaki yanlış algıyı düzeltebilecekse sessiz kalmıyoruz.
Ölçülü ve hukuka bağlı tutumumuzun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Teknik şüphe araştırılmalı; fakat araştırma sonucu çıkmadan hukuki hüküm gibi dolaşıma sokulmamalıdır.